23 Şubat 2008 Cumartesi

ÖRDEK YAVRUSU

Bir gün yumurtadan yeni cıkmış sarı bir ördek yavrusu getirdi babam.
Beni anne belledi hep peşimde yavru. Bir dakka kaybolsam vvak.. wyak.. diye dünyayı ayağa kaldırıyor.
Arnavut kaldırımlı dik bir yokuşun alt kısmında evimiz. Ben 6 -7 yaşlarında.
Mevsim yaz. Bol elbiseler üstümüzde Yere oturmuşsam gagası ile eteğimin altından girip yukardan elbisemin boynundan başını dışarı cıkarıyor ve bir elbiseden iki baş olarak öyle bakınıyoruz etrafa birlikte. Arkadaşım o. Bakalım benim kadar hızlı koşabilecekmi.
Arnavut taşlı dik yokuşun başına cıktım. O da paytak puytak peşimde.
Aşağıya bir koşu tutturdum..o da benle... koşmadı adeta uçtu.
Ama panik oldu. Birlikte bitirdik mesefeyi.
Yokuşu bir daha çıktım. O da peşimde otomatikman ama yorulmuş belli.
Aşağıya bir koşu daha tutturdum. o da koşuyor ama bir taraftan da vaaakkkk lıyor panik.
Ayağı takıldı yuvarlandı toparlandı yine koşuyor. Beni buldu arkadan nefes nefese.
Bir kere daha yokuşun başındayız. Cocuk gibi sanki al beni kucagına diyor.
Bende 6 -7 yaş cocugunun merakı ne zaman pes edecek acaba. O taakatsiz.
Bir koşu daha tutturdum yokuşun alt başına. Bakıyorum o daha ortalarda.
Koşuyor, düşüyor, yuvarlanıyor, perdeli ayakları acımış belli,
Yanıma gelebildi sonunda. Solugu kesilecek gibi. Başını taşıyamıyor.
Ötemiyor bile. Perişan. Her nefesinde gagası yere düşüyor. Kalpten gidecek.
İkimizde su içtik. Yavaş yavaş kendisini toparladı. Geldi yanıma sokuldu. Mutlu oldu.
Meraktan yapmıştım. Deneydi benim için. Ama o sahneler hep içimi acıttı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı