23 Şubat 2008 Cumartesi

GERÇEK BİR HİKAYE

(gerçek bir hikaye) O'nu daha ilk gördüğümde sempati duymuştum. Oğlumun 7-8 yaşlarındaki haline çok benziyordu. Ela gözleri, güneşte altın sarısına çalan dalgalı saçları, o masum kalkık mincik burnu ve ciddi duruşu ile sanki içinde büyük bir ruh taşıyordu. Çok fakirmişler..babası inşaattan düşüp ölmüş, annesi evde hasta yatıyor. - Annemi doktora götüreceğim dedi. Elinde 5 litrelik beyaz bir bidon..kendisi ne kadarcıkki o bidonu taşıyabilsin? Süt satıp para kazanmaya çalışıyormuş... - Oğlumun hiç eskimemiş çok güzel kıyafetleri var. Saklıyordum. Sana versem giyermisin..? Sevindi "giyerim" dedi. Ertesi gün ne kadar üst baş ayakabı oyuncak varsa paket yaptım. Bir de aralarında kullanılmayan bond çantası. Aldı sevine, sevine gitti. Arkasından baktım. İlerde görünen köye doğru gidiyordu.Arada bir duruyor..torbadan ayakabı çıkarıp giyiyor..ilede yine duruyor paketten kazak çıkarıyor..dura,gide yol aliyordu. Çocuk işte.. :) Ertesi gün işyerinde çalışırken ziyaretciniz var dediler. Resepsiyonda beni bekliyen biri vardı. O çocuk. Verdiğim giysileri giymiş , eline bond çantasınıda almış - Teşekküre geldim dedi. Elimi öptü. Bende onu öptüm. Gitti..Bir daha görebilimiydim acaba..! :( Ama hep gördüm. Elinde kendinden büyük bidonu ile süt satmak için dolaşıyordu. Hikayeyi benden duyan iş arkadaşlarım ve yan bankada çalışanlar yardım etmek istediklerini söylüyorlardı. Merhamet duygusu dalga dalga büyüyordu. Artık cocukla ilgili haberleri dört bir yandan alıyordum. Kimi para topladı, kimi torba torba erzak yardımı hazırladı. Cocugun Babası inşaattan düşmüş ölmüş ya.. Geriye kalan annesi ve iki kardeşine o bakıyormuş ya. Annesi böbrek hastası olmuş. Hepsine sattıgı sütle bakıyor. Annesini doktora götürebilmek için çabalıyor ya. Çocuğu bekliyoruz.Erzaklar giysiler paket paket kapı kenarına yigili. Onları köyüne kadar götürecek araba bile ayarlandı. Vardiya değisince yeni gelen güvenlik memuruna da olay anlatildi. - Ben de o köydenim ..kim acaba..ben tanırım dedi güvenlikçi. Çocuksa karşıdan geliyordu. - "işte!..işte! O" dedik - "O mu ?..O bizim Rızanın Oglu. - "Hayır! babası yok bunun..ölmüş! - "Yav..Bizim Rızanın oğlan bu.Köyün en zengini.Köyün yarı toprakları bunların. Üstelik babası fabrikada da çalışıyor. Gelsin bakalım. Beni görünce ne yapacak." Asla inanmadık güvenlikçinin sözlerine. Ne şüpheci adam yaa... Cocuk iceri girdi. Hepimiz alkişliyacagiz nerdeyse çocuğu. Yine elinde süt bidonu..kendinden büyük.. ..satacakki kazanacak..Canım benim Ama o ne! Cocuk ters yüz oldu güvenlikçiyi görünce..kaçıyormu ne ??? - "Gel" diyor güvenlikçi "Yav..gel bi dakka konuşacam!!" Kapı dışadı çıktı kaçıyor..koşuyor.! Güvenlikçi de ardindan..İki delikanlı daha katıldı şirketten aralarına..hepsi kosuyor. Ben şaşkın.. herkes de şaşkın "Niye kovaliyorlarki..niye kovaliyorlarki kucucuk cocugu..HAKSIZLIK bu.!! Canim benim.Mutlaka bir yanliş anlama var. Korkma minik çocuk." Minik çocuğu yakaladılar. Yere yatirdilar. Bir şeyler söylüyorlar..Özür dile diyorlar galiba..Çocuk ayaga kalktı.Gidiyor. Süklüm püklüm köyüne yürüyor. Toplanan paralar kaldi. Paketler ortalarda..Herkes birbirine bakiyor saskin..biraz öfkeli..biraz da bana öfkeli "sen actin tum bunlari başimiza" der gibi. - aa..ne yalanci imis. Ben anlamistim zaten . Simdi boyle ise yarin ne olur. İyi oldu..ohh! foyasi cikti ortaya! sozleri. Ortada kalan 5 litre süt ekşimiştir denip döküldü lavaboya..Kabi kapiya kondu. olanlara inanamiyordum. - Kucuk cocuk..kucuk cocuk nerdesin! Eminim sen böyle değilsin! Kucuk cocuk bir daha hiç gelmedi. Seneler geçti..O HIC GECMEDI. Ne Gören oldu onu ...ne duyan. Eminim o böyle olsun istemedi. Herşey küçük bir ilgiyle başladi.Hoşa giden bir alakaydi bu insandan insana. Küçük bir yalandı söylenen, zararsızlığına inanilan.Ama ilgiler artınca ..cocuktu sonuçta ilgiye kavuşmuş yaninda sevgiyle karişik..ailesinde bile belki bulamadigi. Bilemezdiki buyuklerin kendisine neler hazirladiğini masum dünyasinda. Yalanlarını bile masum oynarken olaylarin nerelere varacağini. Hiçbirşey göründüğü ve anlatıldığı gibi değildir çoğu zaman. Hep bir de madalyonu diğer yanını araştırmak gerekir. Gerçektende köyün yarısı onlarınmış ama gelir getirici bir şekilde değil. Gelirleri ise babasının fabrikadan kazandığı imiş yalnızca zar zor yetirdikleri kendilerine. Çocuk ise gerçekten ahırdaki tek ineklerinin sütünü öğleden sonra satıp okul ve cep harçlığını çıkarıyormuş. Kucuk cocuk seni yalana biz ittik. Sen suçlu isen biz de senin kadar suçluyuz. Hepimiz Senden özür diliyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı