23 Şubat 2008 Cumartesi

VİCDANIMA İTHAFEN

Oğlum küçük. Her türlü havyanı seviyor. Bense ondan cok seviyorum.
Civcivmi istedi. 3 tane birden. Muhabbet kuşumu istedi. Derhal.
Hemde komsunun kuşu ile çiftleştirip üç tane de yavru peydahlarım.
Evde onlara uçmak serbet kafes kapıları hep acık durur. Önce duvarlara çarparlar
..sonra evin canbazı olurlar. Lepistesler cam fanusta cıbıl cıbıl yüzer.
sU kaplumbağamızı ( ADI: GLIK GLIK) elimizle besleriz.
Arada bir su dolu kabından atlayıp güneş olan bir yerde güneşler.
Sonra evin en erişilmez yerinde bir ay uyuklar ve evde kekikli mekikli bir et yemeginin piştiği bir anda hayalet gibi ortaya cıkar. Zayıflamış, boynu incelmiişş ..
ayaklarına takılan tozlar ve saçları sürüye sürüye gri bir hayalet gibi yürür. Evde bayram neşesi yaşanır
-glık glık cıktıııı... :)
Hemen avuca alınır dogru lavaboya. Özel fırcası ile yuğulur paklanır fırcalanır.
O bu arada iyice uykusu açılmıştır, sinirlenir, başlar fırcayı yada parmagımı orasından burasından yakalamaya.
Bu arada ciçekler ayrı bakım ister tabii. Evin içi olmuş tropıkal bir bahçe.
Herşey o günün şartlarında olabildiğince yolunda gider.
Ben işten eve..oğlum okuldan eve. Ev de herkese, misafirler dahil sonsuz hürriyet var.
Kuralları olmayan, herkesin karınca kararınca kendisini baskısız mutlu
ve mes'ut hissettiği bu eve BİR GÜN..
DÜNYALAR GÜZELİ BEYAZ YAVRU TAVŞAN ALINIR Lay..la..lay..la.lomm..lommm..!!
Önce kucakta elde, sonra kafeste, sonra kutuda beslenen bu tavşan
kısa süre de hızla büyür, et ve tuy tavsanı olan cinsinin en azman kütlesine erişir.
Çoktan artık onun yeri balkon olmuştur.Yem yetiştiremez oldugum bu tavsana,
tencerede bir tabaklık fazla yemek pişirmekte olmama rağmen
balkondaki çiçekler gün geçtikce azalmakta.
Balkonun üst meyiline adet edindiği küçük tuvaleti her dakika
balkonun giderine kadar boydan boya dereler gibi geçmekte,
leblebileri ise tükenmeyen bir kaynaktan yol bulmuş gibi sürekli sağa sola saçılmakta.
Napsın hayvancağız. Saatimi boynuna tasma yaptım. Ucuna da bir ip,
doğru sitenin bahçesine. Bağladım oturdugum banka ucunu.
İstedigi gibi yesin, gezsin, mıçsın. Burada tasması ile maymun gezdiren
bile vardı zamanında. Millet alışkın. Bir baktım benim saat boş bir tasma olarak yerde.
Tavsan ilerde. Cocuklar başında. Kaçmıyor. yoruluyor çünkü.
Kaç kere Tasmayı sıkı sıkı taktıysam da elleri öyle güzel sıyırıp cıkarıyorki. Bu arada balkon terliklerini, masa ve sandalyeleri kemirmeye başladı. En son kapı kenarlarını yedi.
çiftleşme zamanı diye hırçın oldu. Gelen misafirlere tıslamaya,
salgırgan özellikler sergilemeye başladı. Çok kokmaya başladı.
Ne yapacagımı bilemiyordum. Rahatsızız..Sevimsizlik var bu işte.
Eve iyice sinmiş bir koku..bir rahatsızlık.. Hafif korku
ve ince bir gerilim hüküm sürmeye başladı evde.
O artık munis bir tavşan gibi değil. Bizi görünce Şam şeytanı gibi bakıyor.
Tadı kaçtı. Bundan kurtulmalıyım. Daha fazla bakamayacagım.
Koylerden birine versem.. Anında keser yerler. İyi de yaparlar.
Kimbilir eti nede lezzetli cıkar. Suyuna da bir pilav. Ohh..
Salsam kıra bayıra aç kalacak, köpekten tehlikeden kacamıyor.
Ne yapmalı. Köye götürüp Bu cok azgınlaştı.. saldırıyor..
ben kesip yiyemedim.Al sen pişir ye mi demeli Götürmesi de mesele.
Ama yapacagım. Aklıma geldi büyük bir plastik kovaya koydum.
Kapagını da kapattım. İçine pustu. Arabaya atladığım gibi köye.
Yolda bir kasabımız var. Ani bir fren. Düşünüyorum.
Kümeste tavuklar beslenip beslenip sonra birer birer gerektiğinde kesilmezlermi?????.
Kurban bayramı için alınan kuzuları besleyip, semirtip kesmezlermi????
Şimdiye kadar bahcemizde büyüttüğüm ördekleri baksınlar diye
verdiğimiz koylerde ertesi yaz almaya gittiğimde "biz onları kesip yedik kuzuumm" demedilermi????
Bu kadar besledim emek verdim neden başkası yesin..
ŞERİATİN KESTİĞİ PARMAK ACIMAZ karar verilmiştir.
- hOŞ GELDİN ABLAA NASILSIN? :)
- HİÇ TAVŞAN KESTİN Mİ..!!
- AYY.. YAZIK BUNA ABLA ..SAL GİTSİN
- OLMAZ KAÇAMIYOR YAŞAYAMAZ. KESERMİSİN KESMEZMİSİN
- ŞEYY..KESERİM DE..!! :(
- KES. BİR SAAT SONRA ALICIM!! KÜRKÜNÜ ATMA!! TABAKLIYCIM!!!
iki saat sonra kasaptayım. Çengelde ince uzun süzük bir pembe et sallanıyor.
O koca hayvan buncacıkmıymış. Hiç antipatik durmuyor. derli toplu.
Aynı tavuk eti renginde PEMBEcik (besi tavsanı ya). Dörde böldüler.
Kürküde aldım eve gittim. Sofra hazır. Etin tavuktan farkı yok.
Pilavı da gayet güzel. Benim oğlanın haberi yok olaydan.
Oyundan hepsini çağırdım. Yenildi doyuldu kalkıldı.
Kürkü tabaklanınca (bilirmişim gibi) derisi sert oldu.
Oraya buraya serdim olmadı. postakiyi frizbi gibi kullanmaya başladık.
Sonrada güvelendi diye attım kurtuldum.
Ama kuyrugu hep anahtarlığımda sallandı ( hatıralara saygım var ya..)
Bu ne diyenlere olayı anlattım inanmadılar.
Oğlum hala düşününce hayret eder bana. O zamanlar anlayamamıştı.
Sofrada muhabbet olsun diye anlattıklarım yemegi terk etti.
Size de yazdım.. okudunuz..şaşaladınız Siz de bak!!
inanmak istemediniz! Daha başka anlatacaklarım da var :)
* bU CUMARTESİ HEPİNİZİ PİLAVA evime DAVET EDİYORUM :)
- sÖz bu seferki yavşan suyuna değil..sürpprizz :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı