14 Nisan 2008 Pazartesi

BOYACI COCUKLAR

Sahilde iki yürüdüm bu sabah. Güneş içinde bir sabah. Ama ayazmı ayaz.
Elimde bir naylon poşet.. içinde kağıda sarılı poğacalar var.
Arada bir martıların acı ve aç çığlıkları başlıyor. Sonra bir sessizlik çöküyor.
Henüz masa sandalyelere minderler konmamış. Bir soğuk sandalyeye iliştim.

Kaşkoluma biraz daha sarınıp oturduğum yerde büzüştüm.
Güneşin etkisi yok. Bir martı sanki alnıma nişan almış gibi yüzüme doğru süzüldü.. Geçerken gözünü yiyecek paketime çivilemesine odakladığı gördüm.
Çaycının gelecegi yok gibi. Ben başliyim yemeğe.
Sarı bir kedi geldi yanımda israrla bakıyor. Bir lokma simit attım yemedi.
Poğaçanın peynirli kısımlarını yedi.İyi valla. Bu arada çayım da yetişti.
Sabahın en hakiki tarafından tavşan kanı bir çay.
Martılar neredeyse attığım lokmaları ayagımın dibinden kapıyorlar.
Bir bağırtı çağırtı etrafı toz duman ettiler.
Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin.
**
Boyacı bir çocuk peydah oldu. Küçücük.
Yüzünde sabahın masum mahmurluğu var.
- Boyiyim Abla
- Yok istemem Üzüldü gibi sanki.
- Hadi abla boyiyim. Deyişinde buna ihtiyacım var der gibi.
- Simit al bak biraz. Bu parayı da al. Boyadın say.
Anlamadı. Boyamadan hem simit hem para almak nasıl ola ki.
- Nolur boyiyim abla..kenarda boyarım toz olmaz.

Verdim tekini..sonra diğer tekini.
Sonra bir cocuk daha geldi. Abice bir gururla abisiyim dedi.
O da onun kadar ufak.
Birisi arkalarından itekleyivermiş de sabah uykularına doyamadan boyacı tahtaları ile kendilerini sokakta buluvermişler gibi.

Tereddütlü.. ürkek.. çekingenler aslında.
- Okula gidiyormusunuz.
Okula gitmiyorlarmış.
- Neden ?
Babaları hapse girmiş. Off yaaa... Küçücük ikiside.
Ama işte.. büyümüş de küçülmüş gibi küçücük.
**
Eve döndüm. ev sıcak..güvenli.. Onlar orda..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı