20 Nisan 2008 Pazar

DÜN VE BUGÜN

Saat 00:50 arka balkona cıktım. Gökyüzü açık. Yıldızlar iri ve parlak. fazla parlak. Biraz başımı çevirince ay da bana baktı sanki.
Çok parlak.. çok beyaz.. çok soguk.
yıldızlar da ayın onca aydınlatmasına rağmen delici delici parlıyorlar.
Hava mı serin.. ben mi ürperdim.
Birden 1999 yazı izmit depremi düştü aklıma. O gün de aynı beyazlıkta, parlaklık ve soğuklukta idi ay. Çok daha yakındı ama. Işığını gözbebeğime odaklamak ister gibiydi.
- allah allahhh dedim. Güneş battı gitti. Bu sıcaklık nerden kaynaklanıyor.
Ay ısı mı yaymaya başladı yoksa.
yıldızlar ise ağaçların dallarında asılı gibi yere yakın, iri ve parlak..

Romantizm depremle bitti. Ay, gökyüzü ve yıldızlara artık güven yok.
bakışlarda hüzün var.

Hüznü boşver.. hayata bak :) hava güzel.. Bugün deniz kenarındaki çay bahçelerinde oturduk. Sonradan konan deniz otobüslerinin hesaplanamayan dalgaları her seferinde sahildekileri ıslattı. Ne gam..hayat güzel..deniz mavi..insanlar oltalarla balık tutmada..yaz gelmiş. Az geride Pınar resim atölyesi yağlı boya karma resim sergisi açmış. Tablolar ferah. Çocuklar mutlu. güvercin sürüleri evcil.
"Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye Abla" tadında bayanlar..konuşkan, evcimen beyler..Sevimli bir çevre. Pazar kurulmuş. Herşey taze. rengarenk..tatmak serbest. Pazarın bir ucundan aç gir. meyvelerden tada tada.. sonra peynirciler..kalite kontrol yapa yapa..zeytinciler.. kuru yemişçiler..diğer ucundan tok çık. Hararet bastı ise çeşmelerden su iç. Mesela yani. Simitçiden simit al parasını sonra ver. İnsanlar rahat (nazar değecek) Tezgahının önünde kovalarda çiçek bulundurup..her alışveriş eden bayana bir küçük demet ikram eden kibar pazarcılarda vardır aralarında.
Uzattım lafı ..herkes aşinadır birbirine. Aşina ise tanıdıktan sayılır burda.

Ama şeytan tetikte bekler.
Çay bahçesinde çayımı yudumlarken, bunca hoşluk arasında, düşündüğüme bakın.
Öncü depremlerin yarattığı dalgaların, neden olduğunu anlayamadığımız yayılışı gelir aklıma. Ve depremde denizin yuttuğu onca çay bahçesi, park, yol, otel ve dükkanları düşünürüm. Şu anda 7.6 şiddetinde deprem başlasa derim. Tam da denizin kenarındayım. Tsunami olsa. Denizin dibini görsem. insanlar..panik. Gözümde canlanlanır olacaklar. Ruhumda hissederim o anı. Yaşamış gibi olurum. Allahtan kısa tutarım bu kabusu ve hemen kovarım aklımdan. Güzele yönlenirim.
Çünkü ecel gelene kadar korkusuz yaşanmalı. Güzel şeyler düşünmeli.

Kötü düşüncenin kotü gücüne inanıyorum
Bir gün farkettim ki.. Kimin arabası varsa çizik vuruk içinde.
Ertesi gün sağlam olanlarda da hasarlar oluşmuş. dikkatimi çekiyor.
Bir böbürlenme duygusu hakim oldu için için bana.
Çiziğim yok ..vurugum yok.. herkesde olmuş.. bende yok..
Çiziğim yok ..vurugum yok.. herkesde olmuş.. bende yok..
Böyle düşüne düşüne giderken.. geri gelen bir araç tam ortadan gümletti bana.
Trafik polisine söylediğim şu; Konuşmak da lazim ya;
- tam da herkes hasarlı.. bende yok diye düşünürken oldu.
- e. bağyan sen kendi kendine nazar değirmişsin o zaman.
- haklı mı ne? Allah hasarlı beyinlerden korusun. İyi düşün.. iyi olsun..sen de iyi kal.
hadi iyi şeylerden bahsedelim
Depremin olacagı gün gördüğüm bir manzara var ki.. anlatsam anlatabilirmiyim.. resmetsem renklerini tutturabilirmiyim bilmem . Onu görmek her kula nasip olmadı.Belgelenmedi de.
Yazlıktan dönmüşüm eve. Valizleri öylece bırakmışım girişe. Muhabbet kuşlarım keyifli..bir haftalık yemleri daha bitmemiş. Kaplumbaga kabından kaçmış. Çıkar ortaya acıkınca. Buzdolabı boş.
Alışveriş için sahile indim. Güneş daha batmamış ama hava cok esrarengiz.
Hayatımda böyle renkleri gün batımında görmemiştim.
Büyülenerek durdum. BU manzara kaçırılmazdı.
Arabayı park ettim ve denizin tam kenarına indim.
Deniz çarşaf gibi sakin ve koyu kurşuni renkteydi.
Ona bu rengi yansıtacak bulut yoktu oysa.
Gökyüzünün rengi eflatun-rubi arası ama neon ışığı tonlarında floresanlı bir tondu.
Bu ton aynı zamanda denizin koyu grisine yansıyıp, ışıldattırıp, renklendiriyordu.
Sanırım havayla deniz yüzeyi arasında sıkışmış koyu bir gaz bu renkleri sağlıyordu.
Güneş ise rubi rengi bir mücevher gibi diğer renklerden öne fırmamıştı.
Hayran ve şaşkın renklerin büyüsüne dalmışken denizde atlayan oynaşan balıkları gördüm. İnsana, sahile bu kadar yakın ve çok nasıl olabilirlerdi.
Gözlerim onları kovalayan yunusları aradı. Yoktu.
Doğanın ölçüsü kaçmıştı. Güneş battı ..eve döndüm ..
Gece deprem yaşandı.
Her yer tar_ü mar.
Günbatımı ve deniz de artık masum değiller..
İnsanlar şaşkın Aşıklar mahzun.
Gözler uzaklara takılı, Dalgın..kimbilir.. neyi düşler.. ne düşünürler.
.

Saçımı boyamam lazım.

2 yorum:

  1. bana yazdığınız yorumu ve sonra bu blogu yeni gördüm, kusuruma bakmayın...
    bu arada cevabımı buraya yazsam ayıp olur mu?..
    bazı dostlukların miadı dolmalı bence, o kişi ile eşimin de benim de geçmişte çok problemlerimiz oldu, şimdi geç bile kalmışız diyoruz hatta...

    YanıtlaSil
  2. Öyle diyorsanız öyledir. En iyisini siz bilirsiniz. sevgiler

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı