21 Aralık 2008 Pazar

Yol Hikayeleri

Hani otobuse binersiniz de yanınızdaki koltuk boştur ya. Acaba nasıl birisidir oturacak olan. Tedirgin bir bekleyişe girersiniz. Sizi geçiren kişilere el sallarken yanınızdaki de sallıyordur..Hepsi aynı eli sallar.Eller yürekler birbirine karışır. Arkanıza yaslanır ayrılığın duygusunu yaşarsınız bir müddet
Ya da kimse yoktur sizi geçiren. İçinizde bir burukluk yanınızdakine iyi yolculuklar dilersiniz taziyede bulunur gibi. Dalarsınız kendi aleminize.
Bu yolculuklar insanın iç sesini dinlemesi için bir fırsattır. Düşünemediklerinizi akıl eder..düşündüklerinizin üzerinden bir daha gecersiniz. Hatıralar tekrar can bulur zihninizde. Tatlı bir rehavet çöker gözleriniz kapanmadan önce.
Ama yanınızdaki yol arkadaşınızın enerjik ikramı ile ayılırsınız..Belli ki ikram bahane..sohbet şahane diyenlerdendir. Ben kendi adıma onları hiç refüze etmem.
Hepsi ayrı bir romandır.

***
Kız genç mi genç..havalımı havalı..
burnumdan kıl aldırmam diyor duruşu ile.Çaktırmadan inceledim.
Tırnaklarının ucundan itibaren bakımlı. Teni duru,saçlar beline yakın fönlü siyah.
Omuz cantası kaliteli. İlk lafı o attı.
Barda çalışıyormuş barmen gibi..Daha ikinci sınıfta. Ama ailesi son sınıfta sanıyormuş. Kanka bildiği en yakın arkadaşının tecavüzüne uğramış.

Ailem duysa öldürürler beni diyor.
Yazlıkta bulunduğu sırada gittiği kuaföre aşık olmuş.
İkiside karar almış..takıntılarını bırakıp birlikte cıkacaklarmış (ne demekse.)
Gece boyunca cep mesajları aktı durdu. begendiği mesajları da heyecanla bana okudu.
Ne diyim. Allah umutlarını boşa çıkarmasın kızım.
Biraz da akıl fikir versin.

***

Balıkesirden 3 bayan bindi otobüse. Bayanlardan biri travesti gibi.
Üçgen kemikli bir omuzlar var maşallah erkek yüzücü sırtı gibi. Saçlar sarı mı sarı havalımı havalı. Bir de açık giymiş ki..Üşümüyor da. Aman yanıma oturmasında..en ön koltuğa dizildiler neyse...
Muavin gelmiş yanıma ben farkında değilim..sizi ön tarafa alabilirmiyiz diyor..karışıklık olmuş numaralarda da..olurrr...muavin zor durumda kalmasın ama olacak şey değil..o bayanın yanına oturttu beni..Napalım..başa gelen çekilir..o da bir ana baba evladı.
bayanın vücut erkek ama eller narin.. sesi bayansı ama yüzü erkeksi.
Sık sık parfüm sıkınıyor..allahtan kokusu cok hafif.
-Güzelmiş kokusu dedim.
-diymi..Adı ay ışıgı .. 5 lira dedi.
Genelde konuşmuyor ama..her yol tabelasını okudugunda dönüp brifing verir gibi;
-Susurluga geldik
-Bursaya 10 km var diyordu.
Bu kadar basit şeyleri öyle bir eda ve güvenle söylüyordu ki..Ben bile hayran kaldım bu ulu bilge pozlarına.. ve tesbitine inanıp takdir ettim nerdeyse.
Pek sağlam ayakkabı gibi durmuyordu başta. Yolun sonunda da fikrim değişmiş değildi. Ama hayat bu tabii hiç bir şey göründüğü gibi olmayabilirdi.
Ve bir insanı tanımadan yargılamıştım.

***

Yanımdaki başı örtülü siyah kaftanlı bir köy kadını idi.
-Yıllar sonra ilk defa köyüme dönüyorum . Kız kardeşlerim gururumla oynadılar.
Terk ettim köyü. Hem de yayan ayrıldım. Arkama bakmadım bile.Yeğenlerimin hatırına dönüyorum. dedi ve birden konuyu değiştirdi.
-biliyormusun örtüm açılıp da saçım görünürse..görünen tel sayısı kadar solucan, öbür dünyada başımıza üşüşecekmiş.
Alayla baktım yüzüne. o da benim yüzüme baktı
- inanmamıştım zaten dedi. yemenisini sıyırıp yelpazeleyip tekrar özenle bağladı.
Son evliliğim iyi gitti. İki katlı ev yaptık beyle köyde. Ev olunca yıllardır aramayan oğlu geldi üst kata yerleşti. Hep öyle olur sonradan gelip beni istemezler cocukları.
Örende inecegim ben. (aa.. ben de) Orada deniz malzemeleri satan bir dükkan var.. iki bayan işletiyor ( aa..biliyorum da tanıyorum da ikisini de) İşte onlar benim yeğenlerim.. Onlar aradılar buldular çağırdılar beni.
Bu sene yolum düştü o dükkana .. Anlattım yeğenlerine otobüste tanıştığımızı..
-yaa evet dediler.. o bizim halamız dı..biz gittik bulduk
Kansermiş..o yüzden gelmiş..
Vefat etti.

***
Otobüse bindim ..numaralara baka baka ilerlerken koltuk arkadaşım nasıl bir bayan diye de merak ediyordum yine. Onu gördüğümde şok oldum.
Çok şişmandı..Çok kızıldı.Sanki bir ucubeydi. Pelte gibi yayılmıştı.
Etleri benim koltuğuma taşıyordu. Diğer koltuklardaki bayanlar bana merakla bakıyordu. Oturduğumda onun baldırları baldırlarıma değiyordu..yaz sıcagında iğrenç bir durum..Ayaklarının arasına sıkıştırdığı torbalar bayanı daha da yayıyordu.
O anda ondan çirkin bir koku bekledim..hayır hiçbir koku yoktu.
Sürekli şunları geçiriyordum aklımdan.O bir insan.. kırılabilen bir kalbi, gururu var.
Şişman çirkin kılıksız olması onun suçu değil ki..
Daha otobüs hareket etmeden ısrarla bana laf atmaya başladı.
- Geçiren baban mı.. kaç yaşında .. kocan gelmedimi..nerde..babanın bakanı varmı..
annen sağmı..yazık yaşlı başlı.. ihtiyarlık zor.. üzülürsün sen şimdi..
evladın varmı kaç tane neden daha cok değil.
Dağınık kızık saçları, peltek bir dili var. Konuşurken dişlerinin arasından tükürük fırlıyor. Daralıyorum..derin nefes alıyorum..
- Allahım günah yazma..sabır ver..
Bir başka bayanın bana acıyan bakışları ile karşılaştım. Ama bakışlarına karşılık vermedim..Yanımdaki hilkat garibesi bayanı acıyan bakışlı bayana ezdirmeyecektim.
Üzerime bir sabır hoşgörü insanlık doldu.
Babası toprak ağası imiş zamanında. Kendisi de aga kızı. Çok arsa arazi kalmış kendisine. İki oğlu bir damadı ve kocasınin gözleri varmış mallarda..hepsine birer ev vermiş. Küçük görüyorlar..horluyorlarmış her fırsatta..Ezmeye çalışıyorlarmış.
-Ben bir anneyim..eşim.. baş tacı olmam lazım..emeklerim..hakkım var üzerinizde.
Hiçbiri olmasam insanım..saygı isterim.
Dışarıya bakmaya başladı.. Galiba gözyaşlarını içine akıtıyordu.
Birden karar vermiş gibi bana döndü yine..
Genç kızdım.. bir genç çalışıyordu arazimizde.. atlara falan bakar her işe koşardı.. ama hiç yüzüme bakmazdı..Çok severdim onu..baksın diye herşeyi yapardım. bir kerecik baksa dünyalar benim olurdu.
- Niye yüzüme bakmıyorsun derdim
- Olmaz yakışık almaz. Sen aga kızısın. Ben fakirim..eğitimsizim.
- İkimizde insanız..sen cok efendisin.. derdim
- olmaz. ..sana laf gelir.. . dengin değilim.
- Ne olacakk ki..
- Aramızda bir şey doğarsa..sonu olmaz. seni şimdiki gibi yaşatamam..ben de iç güveyi olamam dedi.
O kadar uğraştım ikna edemedim.
Ne kadar fakirdi..ama ne kadar bilgeydi..efendiydi..gözlerime bakmazdı..mağrurdu.
Ben önce evlendim.
Sonra onun da evlendiğini duydum. Fakir gariban bir kızmış seçtiği.
Ne kadar düşünceliydi. Neler demişti bana.
O bile.. Okumamıştı halbuki..Bakamazdı gözlerime.
Çok israr ettim. Neler yaptım.
Nasıl düşünceliydi
Bakmadı..
bakmadı.
Bayanın yüzünü göremiyordum ama gözyaşlarını görüyordum. İçine akıyordu.

Onunla birlikte üzüldüm.

1 yorum:

  1. Bilirsin muhabbeti severim. Ama seyahatte,tanımadığım biriyle muhabbet etmekten hiç hoşlanmam.
    Eğer yola çıkıyorsam,kara yada hava yoluyla sevinirim bol kitap okuyacağım diye.Yolculuk demek kitap okumak demektir benim için.
    Tabi ki aracı ben kullanmıyorsam:)

    Şimdi senin bu yazılarını okuyunca
    yanımda oturan kişilerin de bir hikayesi olduğunu anladım. Kitap gibiler sanki herbiri öyle değil mi? Canlı canlı dinliyorsun öykülerini...

    Ama düşündüm de seyahatlerimde ben gene galiba kitap okumayı tercih edeceğim.Ne yapayım? Kendi kendime
    kalmayı daha çok seviyorum.İyi dinleyici değilim de iyi okuyucuyum galiba... Yanıma oturanın vay haline:))

    Eline,yüreğine sağlık canım yazdıkların için. Ama ayrıca sabrına da hayran kaldım iyi dinleyici olduğun için!

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı