26 Mayıs 2009 Salı

evvel zaman içinde


Küçüktüm..ninem de dedem de bizlerle yaşardı..
o kadar küçüktüm ki beni severlermiydi bilmiyorum.
Ben onları severmiydim farkında değilim. Aslında sevgi vermek, sevgi sefkat duymak almak tersi düşünülemeyecek kadar doğal..olası şeylerdi..
Küçüklüğüm böyle sürüp giderken bir gün ninem evden yok oldu.
Yani şöyle:
beni uzak bir komşuya yollamıştı annem hiç adet olmadığı üzre.
Orada yaşıtım yoktu..sıkılmış evime dönmek istemiştim..ama ablalar garip bir biçimde beni oyalamaya çalışıyorlardı. böylece ilk tığ işimi orada öğrendim..sonrada hemen unutmak istedim.
Akşam üzeri beni ve götürdüklerinde ninem evde yoktu..Babam gelmişti uzaktan.. bana sarıldı. Havadan sudan konuştu.
Ninem ortalıklarda görünmüyordu.Ninemi sordum
-İstanbula gitti dediler..
Ev komşu ve akrabağ dolu idi..zaten hep gelmezlermiydi..
bana göre herşey eskisi gibi idi evden uzaklaştırılmam hariç.
Ninemi severmiydim sevmezmiydim bilmiyorum ama o günden sonra hep yolunu bekler oldum.
Çook uzaklara gözümü diker..benzettiğim birini yakına gelene kadar ninem geliyor diye bekler..sıkıntıyla onun olmadığını anlar.. hayal kırıkığı yaşardım.
Derken mezarlık ziyaretlerimiz başladı.
Evde bir hareketlilik bir hazırlık başlardı.
Ne oluyor nereye gidiyoruz diye sorunca
-aa..parka, parka, kabristana derlerdi avuturcasına.
Gittiğimiz yer yeşilliklerle, banklar..ağaçlar.. çeşmelerle dolu bakımlı bir yerdi. Park desem degil ama sıkıcı da değil. Sessiz huzurlu çiçekli bir yer.
Annem ve babanım orada mezara saygılı ama bizi korkutmamak için bize höşgörülü sevecen bakışlarını hatırlıyorum..
Ben abimle çiçekler toplarken, annemiz kitaptan dua okur, babam mezartaşını temizler yıkar..
sonra şarkı söylerdi hafiften başucuna doğru.
Şarkı babamla ninem arasında bilinen.. çocukluk yıllarının bir ezgisiydi herhalde..
Bu yaşa geldim hala sormamışımdır anlamını.
Ziyaretimizin sonuna doğru ise babam tek bir sigara bırakırdı ninemin başucuna.
Sağlığında arada bir tek tellendirmesinin anısına.
Onu da muhtemeler görevli alırdı sonradan oradan ya.
Annem ise bir dilim ev pastası bırakırdı çiçeklerin arasına.
Yine ninemin boğazına düşkün olmasının anısına.
Tabii ki börtü böcekleklere yarardı o da ama bunları yapmak anne ve babama huzur verirdi. Abim ve beni de su taşıyıp çiçek toplamakla, ninemize görevlerimizi yapmış olmanın iç rahatlığı kaplar.. hep beraber hafiflemiş olarak evimize bayram sevinci içinde dönerdik.Babam anneme teşekkür ederdi.

Büyüdükçe bu mezarlık gidiş gelişleri ninemi daha da bir sevdirdi bana.
Ninenle ilgili anlatılanlarla.. onu daha yakından tanımaya başladım.. sevdim anladım.
Anladım ki bir insanı sevmek ..onu tanımakla başlıyor.
Ölüm herşeyin sonu olmuyor.

2 yorum:

  1. Demek bir insanı sevmek onu tanımakla başlıyor, öyle mi? Eee!
    "Bir insanı sevmekle başlar herşey" diye boşuna söylememiş Sait Faik
    Bizleri sevdiğini farketmen için, öbür dünyaya gitmemiz gerekmiyecek değil mi Dilekcim? Bence şimdiden farket:)
    Şu anda İstanbul Modern'in kütüphanesinden yazıyorum sana. Sanatla içiçe bir mekandan!
    Öpüldünüz efendim...

    YanıtlaSil
  2. Allah uzun ömürler versin hepimize vildancığım.
    Doğru demiş Sait Abi. Tanımak sevmeyi getirir..Sevgi ise dünyayı kurtarır.
    Yada önce sev.. ardından tanı. Sevgiyle yaklaşmak tüm olumsuzlukları artıya döndürür.
    Ama Vildancığım ben seni evde kıvrılmış yaz uykusundasın diye aramamıştım..anladım ki bu durumda bile hızına yetişememişim.
    İstanbul modern ha :)
    bak. bak. bak.
    Helali hoş olsun arkadaşım .. kim tutar seni.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı