9 Ağustos 2010 Pazartesi

Bir işaret



Bugün babamın vefatının 52. günü. Dua edilir ya adettendir. Ben de bir ara kendimi hazır hissetttiğimde okurum diye düşündüm.

Gün içinde gelen giden oldu sonra da işlerden bir türlü ve okuyamadım.

Gece saat 22:30 benim evlat geldi işten. İlk işimiz birlikte balkona çıkmak oldu.

O ne. Yerde bir kuş tüyü. bembeyaz..tertemiz..tek başına. Sankji birisi sürpriz olsun diye bırakmış bize. Rahmetli babam cok şakacı ve insanın yüreğinde yer etmesini bilen bir insandı.

Eğildim yerdeki martı teleğini aldım yüreğime bastırdım. Bu kesin bir işaretti.

40 okumasında gece yarısını geçirmiş. Duamı hala edememişken kulağımın dibinde babamın endişeli sesini işitmiştim. O sesin devamında benim iç sesim başlamış devamını getirmişti.

Dilek..?? yavrum iyimisin. Sen dua ederdin bana..hastamısın yoksa.

Şimdi de unutmiyim diye hatırlatma şakası yapmıştı.

Elimdeki tüye bir öpücük kondurdum. Annemin uyuduğu odadaki kütüphaneye gittim. Karanlıkta bir kitap çektim. Tesadüfen babamın kitaplarından biri geldi elime.

'' Söz söylemek ve kendine güvenmek''

Dale carnegie 4. baskı Çeviren: nihal akkaya

Babam 100 yaşında olduğu için 100. sayfayı açtım tüyü arasına bıraktım.

100.sayfanın konusu ''sürekli olarak aynı hali muhafaza etmek''

Tüm bunlar hep işaretmiydi acaba.

Babam kendisinden sonra ah vah etmememizi ve hayatımıza aynen devam etmemizi isterdi.

Sonra dularımı okudum. Hepsi kendi özdilimle..yüreğimle yapılan dualardı. Allah kabul etsin.

Hava hala cok sıcak. Bu sıcağa karşın iç soğutucularım güldür güldür çalışıyor ama yetmiyor.

Yavaş yavaş sıcaklar kazanıyor ve ben küçük sanılar ve sanrılarla bu düelloyu kaybediyorum.

Önce eriyorum..sonra kuruyup..ufalanacağım.

3 yorum:

  1. Eh bu duygu dolu yazıya, şöyle Ormanların Gümbürtüsünde diyerekten, bir Metin Altıok şiiri yakışmaz mı Dilekcim? Yakışır inan ki.. Dinle bak canım..

    Ormanların gümbürtüsünde

    bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden
    bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden
    bir yüzük yaptım belli belirsiz
    eski bir gramofon sesinden
    bir yüzük serçe barmağın için
    bulutsuz bir gecede
    kayan yıldız izinden
    bir yüzük yaptık terli bir yüzük
    avucumdan geçen ince hayat çizgisinden
    yanmasını bilen bakır bir yüzük
    evime akım taşıyan elektrik telinden
    bir yüzük yaptım sana bir yüzük ki;
    yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden.

    Metin Altıok

    YanıtlaSil
  2. Vildan inan ki başlarken böyle bir yazıyı planlamamıştım. Sadece sıcaklardan dem vuracaktım ama bak ne çıktı görüyormusun. Galiba bu yazmak terapi gibi bir şey. hımm.. bakalım daha neler cıkacak.
    Yorumun ve şiir için teşekkürler arkadaşım. sevgiler bu köyden sizin öteki köye

    YanıtlaSil
  3. Yazı işi böyle bir şey Dilek.. Aklında bir konu var diye başlıyorsun, kelimeler seni bambaşka mecralara akıtıyor.. Yazmak çok güzel bir edim bence..
    Hele senin blog gibi, günlük tarzında olunca çok daha keyifli..
    Keşke daha çok yazabilsen ve yaşadıklarını bizimle paylaşabilsen..

    O değil de, bu arada biz göçtük eski köyümüze haberin olsun:) Sevgiler.

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı