15 Eylül 2010 Çarşamba

Off..!!



Okadar yalnızdı ki.

-Bir mapusane köşesinde olsam keşke dedi.

Öyle ya orda bile bir yemek veren vardı.

Kapıyı açıp kapayan bir gardiyan vardı.Gardiyanın ona pislikmiş gibi bakan gözleri vardı. Bu bakışlar belki kanına dokunur da insan olmanın gururu yeniden canlanırdı içinde.

Hapishanenin karanlık, küf kokan, soğuk zeminine boş çuval gibi atsınlar istedi kendisini.

Öyle ya soğuk ve acı bile insana yaşadığını hissettirebilirdi.

-Pislik bir insan bile hiç olmaktan bin kat iyi diye geçirdi içinden.

Ama mapusane de değildi ne yazık ki.

Bulunduğu mekanın tertipli düzbeyaz rengi daha da arttırıyordu kimsesizliğini.

Deminden beri yüzüne yüzüne uçan sirke sineği birşeymi demek istiyordu acaba.

Şimdiye kadar hiçbir sinek ona bu denli sevimli gelmemişti.

Sevimli ne kelime..masanın üzerine konan bu sinek artık ona sırdaş dosttu. Bir nefesti. Can yoldaşıydı.

Düşünceleri eskilere kaydı. Derinlere..daha da derinlere.

Bir ses diyordu ki

- Bizim yazarın kitap kapagı matbaadan ne zaman çıkıyor. Bugüne yetişecekmi.

Birden daldığı düşüncelerden uyandı. Karşısındakine boş gözlerle baktı. Nerdeydi.

Masadaki can dostunu aradı.

Sirke sineği oradaydı ama ölmüştü.

İçini insan olmanın derin sızısı kapladı.

2 yorum:

  1. Hikayenizi okuyunca burası bir hastane odasıymış gibi hayal ettim.Kahramanımız hasta mı, yoksa nöbetteki bir doktor mu diye düşündüm.
    Ne kadar zor değil mi insan olmak. Ben de "Varolmanın inanılmaz hafifliğini(!)" zaman zaman hissediyorum derinlerde bir yerde.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Dost hayalinde nasıl yakıştırdıysan orası olsun. Orası benim beynimde oluşturduğum bir yer. Ve insanın değerinin olmadığı bir yer. Hayal bu ya..
    Acaba bundan onceki hayatımda ortaçağ zindanlarına mı atılmıştımda arada hayalimde beliriyor böyle düşünceler.
    Sevgiler şubat kardeş.
    Yaprakların bol olsun:)

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı