21 Ocak 2011 Cuma

ahir zamanda

Bir mevlüte gitmemiz gerekiyormuş. Gitmek istemiyorum. Hiç istemiyorum.
İnsan amcasının mevlütüne gitmezmi. Eh o halde hazırlanalım bakalım.
Her işimi iptal ettim.. Babam evdeki ufak tefek tamirat işini bıraktı Annem hazırlandı. Hüzünlüyüm..evden cıkmadan üzerime bir yas cöktü.
Babamın yüzünden birşey okunmuyor Annem anlayışlı bir havada.
Ne zor babam için..gitmese o da..ama ağabeyi sonuçta..ne hisseder acaba.
Neyseki siyah giyinme zorunluluğu yok bizde. Sade ve zevkli yeter.
*
Mevlüt yeni evlerinde olacak..tabi yeni eşyalarla..
Acaba mutfak hizmetkarları yine değiştimi.
Bahçelerindeki kayısılardan reçel yapmak onlar için hakaret..
reçel yapılmaz.. hazır alınır. Gittik..Hayatımda böyle kapı görmedim.
Zaten asansöre girişte çift kapısına şaşırmıştım..
Kata geldiğimizde diger kapısından cıkınca iyice kafam karışmıştı..
şimdi de o lüx kapının dışından şen bayan kahkahaları duyuluyor
yanlış bir yeremi geldik acaba..
*
İçeriye girdiğimizde şımşıkırdım şen bay ve bayanlar karşısında
yas duygumla birlikte kendimi cok aykırı buldum.
O insanlar aslında benim akrabalarımdı ama
Ruhum ortama uyamamış ayrık otu gibiydi.
Vuran güneşin daha da parlattığı bu oymalı, aynalı,
yaldızlı mobilyalara oturmuş bol altın takılı, sağlıklı,
bol kahkahalı bayanlar acaba konken falanmı oynayacaklardı.
Böyle kalmış bakarken birden annemle babamı da aralarında gördüm..
Onlarda sarılıp tokalaşıyorlar ve şakalaşıyorlardı.
*
Gereken gibi davranmak üzere bir hamle yaptığımda çakılıp kaldım.
Ayyyy..İpek halı var . Yerde altı metrekarelik gümüşi bir ipek halı serili.
Böyle bir ipek halı basılmak içinmi yere serilirmi.
Basmalımıyım..yoksa etrafından mı dolaşmalıyım diye düşündüm.
Anne ve babama baktım..oturmuşlardı bile.
Oturan herkesin ipek halıya ayaklarının ucu değiyordu ama
kimisi de geriye doğru çekmişti ayaklarını. Halı üzerinde dolaşan kalmamıştı
ve herkes bana bakıyordu. Arkamdan birisinin desteklemesi ile
kendimi halıda buldum. Ve hoşbeş faslını tamamladım.
*
Yapılı yakışıklı yaşlı bir hoca geldi. Neler söylediğini anlayamıyorum.
Bana esiyor gürlüyor gibi geliyor. Sonra susuyor.
Çöken sessizlikte saatlerin tiktakları beynime vuruyor. Sonra yine okuyor.
Sustuğunda birinin hıçkırdığını duyuyorum ama başımı kaldırıp
kim diye bakamıyorum. Neden? bilmiyorum.
Sonra saatin dinn-donn ları başlıyor.
Hocanın sesi onu bastırmak için daha da tehditvari cıkıyor.
Yoksa biz kulları azarlıyormu. Ben dinimden korkmalımıyım,
sevmelimiyim. Korkuyorum.
*
Korkuyorum. Ne işim var burda. Babama bakıyorum. Ellerini oynatıyor.
Ayaklar geliyor aklıma..Halı geliyor.
Topukları iğne gibi ayakkabılarıyla herkes halıya basıyor (sanki babalarının evinden alışıklar gibi) ..kimi ileri uzatmış çapraz yapmış, halı kıvrılmış hatta. Ben yapamıyorum.
*
Babama baktım .. babam bana baktı. sıkıldığımı anladı.
Bana komik komik baktı. Sonra göz altından ışıltılı muzip baktı.
Havaya kaptırmamış kendisini..ne yapıyor elleriyle anlamadım ki..
Gördüm... büyük bir ciddiyetle tamirat yaparken ellerine bulaşmış olan balileri soymaya calışıyor..deri gibi soyuyor. Sonra cebine koyuyor. Sanırım aklı evde yarım kalan işinde. ayy..ne severim bende ellerimden uhuları soymasını. Birileri görürse cok ayıp olacak ama. O sırada bir bayan görmesin mi babamı. Eyvah.
Çantasının içine düştü gülmekten..telaşla birşeyler arıyor gibi.
Mendil buldu. Ağzına mendil kapattı. güldüğü görülmüyor ama..tombul bedeni titreşiyor. Babama bakmamaya çalışıyor. Babam da mendili cıkarttı ..
sözde öksürüyor..kederdenmiş gibi..arada gözleri siliyormuş gibi yapıyor.
Sonra ikisi de huşu içinde bir role bürünüp hocayı dinliyorlar ama
birbirlerine baktıkları anda makaraları salıyorlar.
Mendiller yüzlere kapanıyor. Sinirleri tuttu. Sözde gözler siliniyor müteessir olmuş gibi.
gülmekten yüzgöz karışmış durumda.
Fecaat bir durum. Millet anlammalı aslında güldüklerini.
Neyse biri mutfakta hava aldı.. digeri banyoda yüzünü yıkadı..
*
Mevlüt bitiminde yine,dostlar akrabalar eski muhabbetine büründü..yenilip içildi.
Ayrılındı. Ama yıllarca bu olay her anlatıldığında hep gülündü.
Sonra..Bilenler bilmeyenlere anlattı.
İpek halı ne oldu bilmiyorum. Belki parçalanmıştır.
Belki birileri kesip kesip sehpa örtüsü yapmıştır.
Belki..:) çerçevelemiştir adet olduğu üzre.
*
Ey mevlüt sen nelere kaadirsin. Allah rahmet eylesin Amcacığım.

2 yorum:

  1. Dilek, tam bu sayfayı açmıştım ki, senin tren yolculuğuna yorumun geldi. Bir de baktım burda da gülme krizi parıl parıl parlıyor :)))) ah tam da anlatmak istediğim buydu işte. İnsana bazı zamanlarda gelen (genellikle olmadık zamanlar) gülme, hatta dizlerine vura vura kahkaha atma krizleri :)))) ben en çok bunları seviyorum aslında. Ne güzel "rahmetli amca" yı da bu vesileyle andık. Rahmet olsun canına.

    YanıtlaSil
  2. Vildanla vardır böyle bir gülme krizimiz. Anlatsın bak sana. kendi adıma ben okadar çok katıldım ki..otobüste oturduğum koltuk alanı bana gülmek için yetmedi. bir kagıt gibi süzülüp yerde koltuğun altında doya doya katılmak istedim ama tombul bedenim buna müsaade etmedi. Şimdi düşününce buna da bu kadar gülünürmü diyorum :)) Ama gülmek ve karşıdaki kişide tebessüm yaratmak çok güzel bir şey gerçekten de.
    Yorumun için teşekkürler.

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı