3 Mayıs 2011 Salı

Tahammül şart

Annemle karagöz hacivat olduk bu gece resmen.
Ne dediysem yanlış anladı.
Doğru anladıklarına itiraz etti.
İtiraz edemeyeceklerini duymamazlıktan geldi.
Tamam dediklerini unuttu.
 Ben ise baktım ki..hep havanda su dövmüşüm..
Sonra suya yazılar yazmışım..
Sözlerim buhar olup havaya karışmış..
Sessizce ve sözsüzce çıldırdım..çıldırdım..çıldırdım.
Annem uyuyor şimdi. Nefesini dinliyorum. Rahat derin pürüzsüz nefesler.
Yüzüne bakıyorum. Alımlı huzurlu..dudakları gülümseme kıvamı.
Kendime bakıyorum aynada. Hayat ışığı yok olmuş.
Benim hava almam..gezmem..görmem..düştüğüm boyuttan çıkmam lazım.
yoksa abartıyormuyum diye düşünüyorum bu arada.
Belki tahammül eşiğim düşmüştür.
Sabahı bekliyorum.

6 yorum:

  1. Dilek, şimdi bu yazını okuyunca seni ilk gördüğüm gün geldi aklıma. Hani bizim site yeni bitmişti ve siz bizden önce taşınmıştınız. Apartman alt kat anahtarını bulamıyorum, sizin evin zilini çalıyorum. Sen yukarıdan açıyorsun kapıyı. Ben merdivenleri yüreyerek çıkıyorum. Sana teşekkür edeceğim ya kapınızın önüne geliyorum. Sen saçlarını yıkamışsın. Başında havlu, kapıyı açıyorsun. Allahım diyorum kim bu kadın? Türkan Şoray'ın Değirmendere şubesi olabilir mi? Öyle güzel görünmüştün gözüme.. Sonra sonra biliyorum ki yüreğin yüzün gibi çok güzel. Neden anlatıyorum bunları biliyor musun, hani geçen akşam elimde filmle size geldim ya.. Hani ben yayıldım senin koltuğa.. Karşımda sinema perdesi büyüklüğünde yeni aldığın televizyon.. Dedim ki sana.. "Tamam ben sinemaya falan gitmem. Artık hep sizdeyim. Tüm filmleri bu koltukta yatarak ve bu koca ekranda seyredeceğim." Ben en bencil halimle yatıp film seyrederken sen annenle uğraşıyordun. Tatlı tatlı onu ikna etmeye çalışıyordun. Bir ara.. Sana.. Yüzüne baktım Dilek sen farkında değilsin. Gene çok güzel görünüyordun biliyor musun? Hatta melek gibi diyebilirim. Ve hayat ışığı vardı yüzünde inan... O ışık bana geçti, teyzeye geçti belki.. Tükettik mi seni ne? Yooo.. Bitmez sendeki ışık Dilek... Bitmez. Sendeki bize yansıyan ışık ilelebet sürecek. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. :) Aman efendim..
    Mahcubiyet duydum şimdi bak. Türkan Şoray filan ışıklı melek filan.
    Bütün bunlar senin güzel yüreğinin eseri.
    Keşke herkes senin gibi baksa ve düşünseydi dünya cennet olurdu eminim.
    Sizlerin yakınlarımda olmanızın ışığıdır benden size yansıyan efendim.
    İçten sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Dilek;

    Diğer bloğunda belirttiğim gibi babamı bu hastalıktan kaybettiğimden nasıl bir şey olduğunu gayet iyi biliyorum.

    Bu hastalık beynin kimyasındaki değişimler nedeniyle hastayı bir yerde kendi bedenine haps ediyor. Zekalarında hiç bir değişiklik olmadığı halde algıdaki değişimler ve bu beyindeki kimyanın değişmesi hastayı tam bir girdabın içine sokuyor.Buradan çıkmaya çalıştıkça herşeyin karman çorman olduğu bir beyinde alışılmış herşey yine ters yüz oluyor.

    Bu hastalıktan kaybettiğimiz İngiliz yazar Irıs Murdoch şöyle ifade etmiş hissettiklerini;"Çok kötü, sessiz ve karanlık bir yerde olmak"... İnan bana hastanın yaşadıkları bizim hissettiklerimiz ve yaşadıklarımızdan en az iki kat daha ağır. Ben buradan çıkış yolu bulmuştum.

    YanıtlaSil
  4. Sanemciğim.Selam
    O kadar okumama rağmen zekaya etki etmediğini bilmiyordum. Ve anlam veremiyordum yaptığı esprilere kelime oyunlarına. Demek böyle.. şimdi anladım.
    kötü sessiz ve karanlık yerde hissetmesin diye sürekli onu anladığımı hissettirmeye çalışıyor ve sevgi gösteriyorum.Şimdilik işe yarıyor ama ilerde ne olur bilmiyorum.
    uyku vaziyeti düzeldi neyse.
    Teşekkürler arkadaşım. Bana önereceğin kitap varsa sevinirim
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Dilekcim;

    Bu konuda sana bir kitap önermek isterdim ama açıkcası bu hastalıkla ilgili en iyi çareyi ve çözüm yollarını ben Alzheimer derneklerinden aldım. Gerçekten çok iyi çalışıyorlar. Yaşadığın yerde böyle bir dernek varsa gidebileceğin gibi, yoğun olduğunu bildiğimden internet üzerinden bunlara ulaşmanı önereceğim.

    Sorularına yanıt alabileceğin gibi çıkardıkları bültenlerle gerçekten yardımcı olabiliyorlar.

    Bu "tahammül şart " başlığı gerçekten konuyu bilenler için en özet cümle. İnsana ait bildiğimiz ne varsa onun kullanma merkezi bildiğin gibi beyin. henüz nedenini bilmediğimiz bir şekilde beynin içinde farklı bir yapılaşma insana ait herşeyi alt ederek bu hastalığa sebep oluyor.Hastalığın kaçıncı devresindesiniz bilmiyorum. Her dönemin farklı bir seyri var. Şimdilik unutmamanı istediğim bir şey var; karşındaki kişi , sevdiğin, saydığın yani bildiğin kişi fizksel olarak, onu o kişi yapan tüm özellikler beynin kimyasındaki değişimler nedeniyle zaman zaman değişecek. Kontrolünde olan bir şey değil bu hasta için. Bu değişim ister istemez depresif zamanlarına denk geldiğinde ki, öfke patlamalarına sebep olduğunda karşında hiç tanımadığın bir kişi var gibi algılayacaksın. Bunlar yıpratıcı şeyler. İşte bu zamanlarda doğru yöntem hem kendin hemde hasta için farklılıklar gösteriyor. Kendine ayırdığın zaman ölçüsünde faydalı olabileceğini bilmeni isterim.

    Sevgili anneciğinin anneler gününü kutluyor her ikinizi sevgiyle kucaklıyorum.

    YanıtlaSil
  6. Sanemciğim selam.
    Ne güzel bloglar yapmışsın. Ellerine sağlık.
    Bu hastalık için verdiğin bilgiler için çok teşekkürler ederim. Çok Çok iyi doktora sahip olmamız bizim şansımız oldu. Dinlemesini bilen..hastayı anladığını hissettiren..Hastayı strese sokmadan makul çözümlerle buugunlere olabilecek en iyi şekilde taşıyan..İlaçların yan etkilerinden saklayan..vs..vs 1995 ten bu yana bakımında tuttuğumuz Kocaeli Üniv.Hast. dr. Faik Budak'a ne kadar teşekkür etsek azdır.
    Amerika da bakım evlerine bırakıldığında 2.5 sene hayat biçilen bu hastalar, Türkiyede geleneksel aile ortamlarında gördükleri sevgi ve saygı ve ilgi ile senelerce yaşayabiliyorlarmış. Sanırım annemim şansı da bu oldu. Gayet yavaş ilerlemesini başarabildik.
    Sevgili arkadaşım ben de içinde annelik duygusu, çocuk ve insan sevgisi barındıran tüm arkadaşlarımın ve bayanların anneler gününü kutluyorum.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı