2 Ağustos 2011 Salı

Çay varmı çay?


Erken uyandım. Annem uyumakta. Su içip yeniden uyudu..Kolay kalkmaz.
Giyindiğim gibi Değirmendere sahiline indim. Simitler fırından yeni çıkmuş diziliyorlar.
İn cin top oynuyor. Kıyı kıyı yürüdüm. Asırlık çınar ağaçlarının altından geçtim.
Serin havayı derin derin çektim. Taze ot, çiçek, iyot kokularını algıladım. Biraz da mazot kokuyordu.
Çay bahçelerine vardığımda masa örtüleri yeni seriliyordu.
Oraya mı burayamı oturayım derken yer beğenemedim yürümüş geçmiş oldum.
Ayaklarım beni bir yerlere taşıyor ama sorgulamıyorum. Onlar nereye ben oraya misali. Ayaklarımın ardından kuzu kuzu gidiyorum. Değirmenderenin diğer ucuna yaklaşırken yol daraldı ve ağaçlandı. Bir cami vardır burada. Önünde de bir kahvehane. Hep görürürüm. Camiden çıkanlar burada oturur sohbetler ederler. Minarenin dibinde iri taşlarla yükseltilmiş bu set  sarmaşıklarla kamuflelidir ve gelen geçene kendisini afişe etmez. Ayaklarıma uydum merdivenlerini çıktım. Eleman daha masa örtülerini yeni sermekte.



-Çay varmı çay?
-Abla çayımız 10 dakika sonra hazır olacak.
İleri köşede bir masaya oturdum.
Ters köşede sarmaşıkların arasında küçücük bir televizyon çalışıyor.
Yeni yıkanmış yerlerin, taş toprakla karışmış ıslak kokusu duyuluyor.
Örtüler tertemiz
-Bayanlarda geliyormu buraya
-Tabii abla.. zaten benim hanım işletiyor burayı.
-Oğlumu da getireyim. Sever o burayı.
-Oğlunuz çalışıyormu abla.
-Evet
-Ne iş yapıyor.
desemmi..demesemmi..niye sorduki..
-Bilgisayar mühendisi.
Bana bakakaldı..sessizleşti. sanki bir vadi oluştu arada..
Şimdi ne diyecek diye bekliyorum.
-Ben de gebzeye servis çekiyorum. Yandaki otobüs benim.
-Çok güzel.
-Bütün gebzenin servislerini biz çekiyoruz. Meydandan hareket ediyoruz.
-Öyledir.
-Abla çaya bir bakiyim. Domates doğriyimmi simitin yanına .
-Yok yok sağol. Çay yeter bana.
Gazetemi okudum biraz..çay iyi gitti. Elemen içerdeyken fotoğrafladım sağı solu.
Hayal kahvem buraya bizim köy der ya.. Ben de tam bizim köye yakışır bir köy kahvesinde
çay içtim böyle işte.
Dönüşte hiç uğramadığım bir yerde arabayı yıkattım. İki kafadar çocuk çalışıyordu.
Daha kahvaltılarını yapmamışlar. eve aldığım simidi onlara bıraktım.
Elimde gazetelerle eve döndüm.
Baktım annem uyumakta. Canım..! Nasılda herşeyden habersiz. Bebek gibi masum.


Uyandığında sadece kızının sevgisini duyumsayacak.
Belki onu annesi sanacak. Ne babamı ne ağabeyimi hatırlayacak..Hayatının plannını yapamadan, ne için yaşadığını bilemeden sadece ve öylece geriye sayacak. Ama kendisini hep mutlu sayacak. Çünkü o hayattaki amacını hep mutlu olmaya odakladı ve mutluluğun hep saygıda sevgide ve küçük şeylerde olduğunu hücrelerine yazdı.



-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı