15 Eylül 2011 Perşembe

Psikiyatrinin uydurma hastalıkları


                                                                    METİN MÜNİR
                                                                mmunir@milliyet.com.tr

Tıbbın bütün dalları arasında bilimsel temeli en zayıf olan psikiyatridir. Psikiyatri, 1970’lerin sonuna kadar bu mesleğin babası sayılan Sigmund Freud’un anlayışına göre icra edilirdi. Freud’a göre ruh ve sinir hastalıkları, daha çok, çocuklukta meydana gelen olayların şuur altında yarattığı çatışmaların sonucu idi.


Bu ilaçsız, konuşma ve dinleme yoğun haliyle psikiyatri diğer doktorlar ve halk tarafından pek ciddiye alınmıyordu. Psikiyatristler ve koltukları sayısız karikatür konusu oldu.

1950’lerden başlayarak ABD’de ilk sinir ilaçlarının piyasaya sürülmesi ile psikiyatride yeni bir dönem açıldı. Psikiyatrinin dikkati ilaçlara ve beyne yöneldi. Hastaların hayat öyküleri arka plana atıldı. Tedavi, hastaların beyin fonksiyonunu etkileyen haplarda aranmaya başlandı.

Bu arayış şu teoriye dayanıyor: Ruh ve sinir hastalıkları beyindeki kimyevi dengenin bozulmasından kaynaklanıyor.

Ne var ki, sayısız araştırmaya rağmen bu kanıtlanamadı. Ama sanki de hastalık kesinlikle beyindeki kimyevi bir bozulmanın sonucu imiş gibi, doktorlar hastalarını ilaçla tedavi etmeye başladılar. Ağır yan etkileri olan bu ilaçların etkili olup olmadığı tartışmalı olmasına rağmen...

365 ruh hastalığı var

Halk arasında da, ilaç tedavisinin güvenli ve ruh ve sinir hastalıklarını tedavi etmede en etkin yol olduğuna dair güçlü bir inanç var. Bu inancı yayan ilaçla tedaviden parasal çıkarı olan ilaç şirketleri ve konunun profesyonelleridir. Bunlar ne kadar çok ilaç satılırsa o kadar çok kâr ederler, bir. Ne kadar çok insan ruh hastası tanımına sokulursa o kadar çok para kazanırlar, iki.

Gerçekte, akıl ve ruh hastalıkları diye sınıflandırılan rahatsızlıkların büyük bir bölümü uydurmadır, yani hastalık değildir.

Şu anda, adı verilmiş 365 ruh “hastalığı” var. Ne var ki, bu “hastalıkların” büyük bir bölümünü belirleyen bilimsel gerçekler değildir. Komitelerdir.

Bu acayip işin öyküsü şöyle.

Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) 1952’den beri ruhsal bozuklukların teşhis ve tedavisi için bir el kitabı yayımlıyor. Akıl Bozukluklarının Tanısal ve İstatistiki El Kitabı isimli bu yapıt Türkiye dâhil bütün ülkelerde psikolojinin kutsal kitabı addedilir.

Akıl ve ruh hastalıkları, APA tarafından tayin edilen komiteler tarafından belirlenir. Komiteler, “hastalıkları” belirlerken herhangi bir bilimsel araştırmaya atıfta bulunmak zorunda değildir.

Gerçekte var olduklarına dair kanıt eksikliğine rağmen “hastalıklar” mantar gibi çoğalıyor.

El Kitabının 1968 baskısında 182 ruh hastalığı vardı. Bu sayı 1980’de 265’e, 2000’de 365’e çıktı. Yeni baskıda herhalde yuvarlak olarak dört yüze ulaşılır.

“Hiperseks sendromu”, “Sinirli bacak sendromu”, “Tıkanırcasına yeme bozukluğu”, “Utangaçlık” muhtemelen “hastalık” olarak sınıflandırılacak.

“Normal olmak gittikçe daha zor hale gelecek” diyor Harvard Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Marcia Angell.


Bu bilgilerin ışığı altında, psikiyatriyi genelde, olmayan hastalıkları iyi geldiği tartışmalı ilaçlarla tedavi etme mesleğidir, diye tanımlayabiliriz.
 
METİN MÜNİR
 
                                                                                   


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı