14 Şubat 2012 Salı

ŞAŞKIN BİR GÜN

Selam
Hava güzel ya.. attım kendimi dışarı. Ohh..hürüm yürüyorum..yaşıyorum.
Ruhum kanatlandı. Ama sanki bedenim ona uyum sağlayamıyor gibi.
Yaşlanıyormuyum..hamlamışmıyım bilmiyorum. Aman takan kim.

Alışveriş merkezinin dış duvarında bir dilencinin yanından geçtim.
Aklımda kaldı dilenci kadın. Neden güneşsiz ve en esintili yerde dileniyor ki.
Geri döndüm. Cebimden çıkan 1.5 lirayı eline acele ile bırakırken
o diğer elindeki boş ilaç kutularını uzattı. O zaman yüzüne baktım.
Okadar yaşlıydı ki..ne işi vardı bu soğukta.
Elindeki boş ilaçları aldığım gibi doğru eczaneye gittim. Yenilerini aldım.
Buruşuk ellerine tutuşturdum. O anda ağlamaya başladı.
Beş adet yetim torunundan bahsedince. Elindeki elma poşetini uzattım.
Aceleyle uzaklaştım. Sanki kaçtım. Ama yine de kaçamadım.
Çaresizce civarında dolandım. Belediyenin bir telefonu vardı soğuklarda sokakta kalanlar için.
Neydi..aklıma getiremedim. Telaşla orada tanıdığım gazete bayiine girdim.
Durumu anlattım. Ne de olsa bayiden görünüyordu yaşlı kadın.
Ohh.. artık ne gerekiyorsa yapılacaktı. Esnaf sahip çıkardı. Belediye ona yer yurt bulurdu.
Ama gazeteci hiç istifini bozmadı. Müşterileri ile telaşsız ilgilendi. Kalakalmıştım.
Dükkan boşalınca yüzüme bir müddet baktı..
-Abla üzme kendini..onların apartmanları varmış. Hatta arabaları da varmış. Geçen gün kavga
Kavga çıktı burada. Diğer dilencilere bu köşeyi kaptırmamak için kavga ettiler.
:(
Kanatlanıp uçan ruhum bir anda yalpaladı. Beynim arıza sinyalleri verdi.
Ama toparladım yine uçuyorum..hayat güzel :))
*
Arkadaşımla çantacıda buluştuk. Onunda adı Dilek benim gibi.
Çantalarda müthiş ucuzluk var. Hepsi de bir tasarım harikası.
Bütün çantaları kucaklamak istiyorum. Harikalar.
Ama ucuzlatılmış hali bile pahalı geldi bana. Olsun, almasam da ellerim.
Ellemek almanın yarısıdır bana göre. Bir de omzuma takıp denedim mi..
O çanta sanki benim gibi olur.
İki Dilek çok eğleniyoruz tüm çantaları denedik denedik bıktık bıraktık.
Kiminin tokasını yada sapını beğenmedik. Kiminin de rengi kalmamıştı.
Tam çıkacakken farkettik ki..ikimizin de omuzunda birer çanta kalmamış mı.
Son anda telaşla bıraktık. Arkama baktım..tezgahtar kız bize gülüyordu.
Allahtan alarmlar çalmamıştı. Rezalet olurdu. Hele de kameralar varsa..yerel tv ye
konu bile olabilirdik.
(desem de merak etmeyin..bizi tanırlar..inanmazlar.. hep ordan alırız:)
Ama halimize çok güldük çıkınca.
*

Ruhum kanatları takmış bir kere İki arkadaş serkeşler gibi şaşkın şabalak geziyoruz.
Sevinç içindeyim. Hadi şimdi bir pasajdayız. Ben bir kitap alacağım.
-hatırlayamadım adını..Küfürlü bir adı vardı..Ananı da al git galiba.
Kitapçı anladı ne istediğimi..
..ittir et. miş meğerse.
Arkamda biri kıkırdıyor. Kızgınlıkla döndüm. Dilekmiş meğer. Ben de güldüm.
Böyle çirkin isimli bir romanı evde barındırmak istemedim.
Evde de detokstan yanayım. Negatif  enerji istemiyorum.
Kitap adından dolayı kaybetti.
*
O sırada Müzik aletleri satan dükkanı görmiyim mi
Ben kendimi dükkana ışınladım. Arkadaşm da yok oldu.
Off harika bir yan flüt var kutusunda. Yan yan bakıyorum.
O benim olmalı. Çalmam şart değil onu. Seyretsem yeter bana.
300 lira dedi sahibi. Çok geldi. Küsük küsük baktım flüte.
Aslında benim gönlüm hep neylerde dir.
Gözümün içine baktı bir ney. Biraz bilgi aldım sahibinden..
Üfledim hafifçe
-Bozuk galiba.. çalışmıyor.
20 derecelik bir açıdan hafifçe üfleyince harika bir ses çıkıyormuş.
-Öttür bakiyim dedim adama.
aa..ötüyor valla..kolaymış.
Ben de denedim. Kof bir nefes sesi çıktı. Ötmüyor bende..
Çalamadım. Canım sıkıldı. Yanında duran daha kısa neyleri işaret ettim.
-Onlar kaval dedi dükkancı.
Kaval maval..Üfledinmi sesi çıkıyor hiç değilse.
Aldım gitti.
de..soranlara nasıl açıklayacağım bu kaval sevdamı bilmiyorum.
Yan flüt pahalıydı.. Kaval verdiler diyemem ki.
Ya da küçükken koyun güderdim..filan
Böylece evimizde gitar org ve mızıkanın yanında yerini alacak kavalımız.
İş orkestra elemanlarını bulmaya kaldı.:)
*
Dilekle gezerken eski bir kuyumcu arkadaşımızın dükkanına gelmişiz.
Merhaba demek için girince..her şeyi takıp denemeye başladık.
Nasıl güzeller. Hayran olduk. Dilek gümüş bir yüzük beğendi.
Ben de bir kolye ucu. Aldık sardırdık. Müşterisi olarak telefonumuzu aldılar.
Çıktık dükkandan. Konuşa gülüşe dolaşırken telefonumuz çaldı.
Az önce girdiğimiz gümüşçüden aradılar.
Ben kolye ucunun parasını ödemeyi unutmuşum :).
İİİ.iii..rezaletin son perdesi.
Gizli kameradan da tesbit etmişlerdir bizi.
Bizi televizyonda göstermeden ..koş Dilek koşş..!! Çabuk ödeyelim!!
Üstelik telefon numaralarınızı da vermiştik. Ne acemi hırsızlarmışızbizzz :)))
Kooşşş.
*
İşe şeytanın karıştığı bir gündü gerçekten de  :)).

6 yorum:

  1. Hahhaa! Bayıldım bu hikayeye:) Ben senin gibi becerikli değilim ki nereye kendimi dahil edeyim bilemedim:) İşte o gizli kameraya çeken bendim desem:))) Canımsın. Özledim seni.

    YanıtlaSil
  2. Çok beğendim. Ben de özledim sizi.

    YanıtlaSil
  3. Okumamamız için elinden ne geliyorsa yapmışsın, yazı küçük ve bold, üstelik de renk renk.. astigmatıma rağmen zorla da olsa okudum ve sen bugün evden çıkarken kesin sol ayakla çıkmışsındır diye düşündüm :)))
    Aşk sarhoşu gibi olmuşsun sen.. bugünün etkisindendir.. sana tez zamanda çukulata tepsisiyle geleceğim :)
    Eline sağlık.. yazın sayesinde bu kadar gevezelik edebildim, sağol varol :)

    YanıtlaSil
  4. =)))))elemana ihtiyaç varsa,mızıkaya talibim.=))Sevgilerrr...

    YanıtlaSil
  5. Sağolun arkadaşlarım..
    Bende sizleri özledim.Gizli kamera değil ama bir Sezer Vildan ve Tuğbanın yazacağı bir senaryoyu canlandıralım. Çok güzel bir hatıra olsun. Ne dersiniz? Öpüldünüz. Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  6. Gel Oyacığım.. :)
    Başınım üstünde yerin var. Vildanın sazını ve kemanını da isteriz.
    Sevgiler =)))

    YanıtlaSil

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı